AKILLI.. DAHA AKILLI.. basında

AKIL VE SEVGİ DENGESİ

Nazım’ın çocuklar hakkında yazdığı, dünyayı yaşanılmaz kılan büyüklere seslendiği şiiri:

“Dünyayı verelim çocuklara hiç

değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

oynasınlar türkü söyleyerek yıldızların

arasında”

dizeleriyle başlıyor. Keşke dünyayı çocuklara verebilsek… Türkiye’de ancak soğuktan ve açlıktan öldüklerinde, cinsel taciz nesnesi olduklarında ya da Murathan Mungan’ın yeğeni olma şansına ulaştıklarında hatırlanan çocuklarımıza dünyayı bir günlüğüne verme önerisi ancak Nazım’dan gelebilirdi. Ben de bugün bu öneriye uyarak, bu köşede hiç değilse bir oyunun dünyasını çocuklara ve anne babalara sunmak istedim. Tiyatro alanında çocuklar ve gençler için çalışan uluslararası bir örgütü tanıtmayı  da hedefleyerek.

Türkiye’de ancak ilgili çevrelerce tanınıp bilinen, ASSITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği), dünyanın 70 ülkesinin üye olduğu bir kuruluş. ASSITEJ Türkiye Merkezi 1990’dan bu yana Ankara’da çalışmalarını sürdürüyor. Daha doğrusu sürdürmeye çalışıyor. Çünkü küresel aleme entegrasyon hamleleri içindeki milenyum Türkiye’sinde, merkezin henüz bir bürosu, telefonu, faksı, bilgisayarı, çoğu ödenmeyen üye aidatları dışında, kasasında parası yok. Akademisyenlerden ve sanatçılardan oluşan yönetim kurulu üyeleri, Tülin Sağlam’ın başkanlığında evlerde toplanıp, toplantı sonlarında ortaya bir çanak koyarak Türkiye ASSITEJ’ini yaşatmaya çalışıyor. Her türlü yoksunluk ve yoksulluğa rağmen mucizevi bir biçimde bunu başarıyorlar da. Birliğe üyelik aidatını Kültür Bakanlığının ödediği merkez, çocuk ve gençlik tiyatrosu çalışmalarının yurt çapında yaygınlaşması için festivaller, etkinlikler düzenliyor, değerlendirmeler yapıyor, uluslararası ilişkiler kuruyor.

“Akıllı, Daha Akıllı, Daha Daha Akıllı” Türkiye ve Danimarka ASSITEJ’lerinin ortak projesi. Seyirci kitlesi başlangıçtaDanimarka’da yaşayan Türk çocukları olarak belirlenmiş. Ama oyun, “Küçüklere ve Büyüklere Masallar” sloganı ile sunulabilecek kadar, her yaştan seyirciyi ortak bir seyir keyfinde buluşturuyor.

Jacques Matthiesen, Sven Grundvig’in “Akıllı Kraliçe” masalını oyunlaştırmakla başlamış işe. Yaşlı kral, yakışıklılığına, aklına sonsuz güvenen kibirli prens oğul ve sonradan kraliçe olarak genç kralı aklıyla alteden güzel, yoksul genç kız arketipsel üçgeninde kurmuş oyunu. Oldukça yalın, sevimli, hızlı geçişli bir öyküleme gerçekleştirmiş. Bu öyküleme içinde yaşamdaki mutluluğun gizinin, ancak akıl ve sevgi dengesinin kuruluşunda saklı olduğunu vurgulamış. Üstelik kadından yana, feminen bir yaklaşım ortaya koyarak.

Matthiesen sahnelemede, gölge oyunu tekniğinden yararlanarak, evleneceği kızı aramaya çıkan prense ve seyirciye, serüvenlerle dolu masalsı bir yolculuk evreni yaratmış. Ney, saz, gitar, bendir, tef, darbuka ile yapılan canlı müzik, Doğu-Batı buluşmasının güzel bir örneğini oluşturmuş. Oyundaki bütün rolleri, Türkiye’deki tiyatro okullarından henüz mezun olmuş dört genç Türk oyuncu başarıyla yorumluyor. Orkestranın usta çalgıcıları da onlar.

İlk gösterimi Kasım ayında Kopenhag’da olan oyun, 11 Ocak’ta Ankara’da Türkiye prömiyerini yaptı. Okullarla bağlantılı olarak sahnelenmeye devam edecek…

Bilgi için aşağıdaki tele-faksa başvurabilirsiniz. Karşınıza küçük bir kız çocuğu çıkarsa lütfen şaşırmayın. Irmak, şimdilik ASSITEJ Türkiye Merkezi olarak kullanılan evlerinde, annesinin gönüllü sekreterliğini yapıyor.

      TÜREL EZİCİ-Milliyet gazetesi

 

 Klog… Mere Klog… Mere Mere Klog- Öteki Tiyatro

Ne mutlu ki “Tiyatro yapılacaksa onu da biz yaparız!” diyen; üniversitelerden bilim araştırma merkezlerine kadar hiçbir organizasyondan ıstampasını, mührünü esirgemeyen bir devletimiz var. Böylece bilim adamları, sanatçılar ya da akademisyenler yeni şeyler üretmek için yorulmak zorunda kalmıyor ve çok değerli zamanlarını devletimize daha çok hizmet etmek için harcama fırsatı buluyorlar. Durum böyleyken, haftada beş vakit ant içerek büyümemize rağmen hala akıllanmayıp birey olmaya çabalayan bizler de (“bizler” derken kimi kastettiğimi tam olarak bilmiyorum) son kullanma tarihi geçmiş ders kitaplarına, bilim kuramlarına, ya da sanat anlayışlarına mahkum ediliyoruz. Gazetemizin Fuaye-ODTÜ köşesinde şu ana kadar biri hariç bütün eleştirilerinin devlet tiyatroları oyunlarına ait olması da “devlet baba”nın bize ne kadar kol kanat gerdiğinin bir göstergesi olsa gerek. Tamamen bağımsız bir grup olan ve kısıtlı sponsor desteğiyle ayakta durmaya çalışan Öteki Tiyatro’nun her Cumartesi sergilediği “Akıllı… Daha Akıllı… Daha Daha Akıllı…” isimli çocuk oyununun bu açıdan oldukça farklı bir deneyim olacağını düşünüyorum.

Öncelikle bu oyunu yönetmenliğini üstlendiğim Fırtına oyununun dekor hazırlıkları için gittiğim Öteki Tiyatro’da tamamen tesadüf eseri izlediğimi ve oyun boyunca arkadaşlarımla birlikte attığım aralıksız kahkahalarla oyunu izlemeye gelen minikleri biraz şaşırttığımı itiraf etmeliyim. Çocuk oyunu denilince aklına tavşan ya da ağaç kostümü içine girmiş oyuncular gelenleri hem zekice tasarlanmış sahne plastiği hem de takdir edilmesi gereken oyuncu samimiyetiyle etkileyen bir oyun “Akıllı”. Başlıca oyun kişileri; tek isteği oğlunu evlendirmek olan bir kral, kendisine eş olarak dünyanın en akıllı ve en güzel kızını arayan yakışıklı ve kendini beğenmiş bir prens ile tabii ki zekasıyla ukala prense gereken dersi veren fakir kız. Yalnız bu oyun kişilerinin çocuk masallarında görmeye alışık olduğumuz tiplemelerden biraz farklı olduklarını belirtmekte fayda var; özellikle oğlu bir an önce evlensin diye hiçbir zahmetten kaçınmayıp genç prens için geniş bir gelin adayı yelpazesi sunan kral oldukça renkli bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Oyun kişilerinin metine yapılan zekice müdahaleler ve başarılı oyunculuklarla masal klişesi olmaktan kurtarılması oyunu çocuklar için hazırlanmış sıkıcı bir öğreti oyunu olmaktan çıkarıp her yaştan seyirci için oldukça eğlenceli bir performans haline getiriyor. Hatta çocuklarına eşlik eden anne-babaların ne için orada olduklarını unutup oyuna kendilerini kaptırmaları da ilginç bir tablo oluşturuyor. Birkaç tane sandık, bir elbise askısı, bir kapı ve iki tane halıdan oluşan dekor ve gitarla darbuka eşliğinde canlı olarak icra edilen müzikler; oyuncuların samimi ve eğlenceli anlatımına başarılı bir şekilde katılıyor.

Rejisörlüğünü Jacques Matthiessen’in yaptığı, ASSITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği)’in Türkiye ve Danimarka şubelerinin ortak yapımı olan  “Akıllı… Daha Akıllı… Daha Daha Akıllı…”  yıllar boyunca dershanelerde ya da okullarda aklını yitirmeye zorlanmış ve biraz yaramazlık yapmak isteyen herkes için oldukça eğlenceli bir altmış dakika vadediyor.


denizaksoy@gazeteodtulu.com

GERİ DÖN